RavzaGul.com

RavzaGul.com


 
KapıAnasayfaGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sevgi Üzerine...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nienna
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 523
Nerden : Konya
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Sevgi Üzerine...   19.03.10 5:00




Japon düşünür Masumi Toyotome'nin sevgi üzerine söyledikleri.

"Dünyada
sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor Toyotome.
"Sevgi nedir,
nerede bulunur, biliyor muyuz" diye soruyor.
Sonra anlatmaya başlıyor..


"Sevgi üç türlüdür!.."

Birincinin adı
"Eğer" türü
sevgi!..

Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı
takmış yazar.
Örnekler veriyor:
Eğer iyi olursan baban, annen seni
sever.
Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.
Eğer eş olarak
benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.

Toyotome,
"En çok
rastlanan sevgi türü budur" diyor.
Bir şarta bağlı sevgi... Karşılık
bekleyen sevgi...
"Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak

vaad edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar...
"Nedeni ve şekli
bakımından bencildir.
Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır."
Yazara
göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi
üzerine kurulduğu için çabuk
yıkılıyor.
Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine
değil,
hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve

beklentilere giriyorlar.
Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş
kırıklıkları başlıyor.
Sevgi giderek nefrete dönüşüyor.

En saf
olması gereken anne-baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor.
Yazar
bir örnek veriyor.

Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını
kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama
kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok.
Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor.


Eve döndüğünde babası öfkeyle "Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan
Hakone'ye gittin" diye bağırıyor.
Delikanlı "Ama baba, vaktiyle sen de bir
ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın"
diyor.
Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor.
Çocuk da intihar
ediyor.

"Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu
söylediler, yanılıyorlardı " diyor yazar.
"Delikanlı babasının kendisine
olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu
anlamıştı!.."

İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı
içindeler aslında.
"Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini
bilmek, bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek
arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir"
diyor, Masumi Toyotome.

İkinci türe geçiyoruz.
"Çünkü" türü
sevgi.

Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor:
"Bu tür sevgide
kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir.
Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır".


Örnek mi?

"Seni seviyorum.
Çünkü çok
güzelsin(Yakışıklısın)."

"Seni seviyorum.
Çünkü o kadar popüler, o
kadar zengin, o kadar ünlüsün ki." ,

"Seni seviyorum.
Çünkü bana o
kadar güven veriyorsun ki.."

"Seni seviyorum.
Çünkü beni üstü açık
arabanla, o kadar romantik yerler götürüyorsun ki."

Yazar,
"Çünkü"
türü sevginin,
"Eğer" türü sevgiye
tercih edileceğini anlatıyor.


"Eğer" türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır
bir
yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden
sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir.
İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük
getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer"
türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de,
yükler getirir insana. İnsanlar, hep daha çok insan tarafından sevilmek
isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar.
Sevilecek
niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı
zaman, sevenlerinin, artık ötekileri sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece
yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.

Ailenin en
küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler.
Üstü açık BMW'si ile hava atan
delikanlı, Ferrari ile gelene içerler.
Evli kadın, kocasının genç ve güzel
sekreterine içerler.

"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir
mi?" diye soruyor Toyotome...

"Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam
sevgi olamaz." diyor.

Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı
nedeni daha var...

Birincisi,
"Acaba bizi seven kişinin düşündüğü
kişi miyiz?" korkusu.
Tüm insanların iki yanı vardır.
Biri dışa
gösterdikleri.
Öteki yalnız kendilerinin bildiği.
"İnsanlar sandıkları
kişi olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan doğar.


İkincisi de
"Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez
olurlarsa.." endişesidir.

Japonyada bir temizleyicide çalışan dünya
güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış.Yüzü fena halde çirkinleşince,
nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı... Aynı kentte oturan anne ve
babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip
olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir
günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız bir kaç ay sonra
kahrından ölmüş...

Japon yazar, "Toplumdaki sevgilerin çoğu "Çünkü"
türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür"
diyor...

Peki o zaman,
gerçek sevgi,
güvenilecek sevgi
ne?

Ve işte sevgilerin en gerçeği!..

"Üçüncü tür sevgi benim

"Rağmen"' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar.

Bir koşula
bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için "Eğer" türü
sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir
şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değil. Bu üçüncü
tür sevgide, insan "Bir şey olduğu için" değil, "Bir şey olmasına rağmen"
sevilir.

Güzelliğe bakar mısınız?

Rağmen
sevgi...

Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu
olmasına "rağmen" sever.
Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmaralda'ya
çingene olmasına "rağmen" tapar!.. "

Kişi dünyanın en çirkin, en
zavallı, en sefil insanı olabilir.
Bunlara "rağmen" sevilebilir.
Tabii bu
sevgiyle karşılaşması şartı ile..

"Burada insanın, iyi, çekici, zengin
konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü
huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor.

Bütünüyle çok değersiz gibi görünebiliyor ama, en değerli gibi
sevilebiliyor.

Japon yazar
"Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur"

diyor.

"Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için
yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir."


Bunu böyle olduğundan nasıl emin?

Haklı olduğunu kanıtlamak için
sizi bir teste davet ediyor..

"Şu soruma cevap verin" diyor.


"Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç
kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik,
başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?
Kendi kendinize "yaşamamın ne
yararı var" diye sormaz mıydınız?

Devam ediyor Toyotome...

"Şu
anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı
bir düşünün...
Dünya birdenbire başınızın üstüne çökmez miydi?
O an yaşam
size anlamsız gelmez miydi?"

"Diyelim ki sıradan bir yaşamınız var...

Günlük yaşıyorsunuz...
Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi
bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?"
diye
soruyor ve yanıtlıyor:
"Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar
ediyorlar ya da
iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar."


Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor "rağmen"' sevgiyi...

"Bu
gün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni
"rağmen" türü sevgiyi
şu anda
yaşıyor olmanız ya da
bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."


Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome...

"Bugün yaşadığımız
toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor.
Çünkü herkesin sevgiye
ihtiyacı var...
Kimsede başkasına verecek fazlası yok"
diye açıklıyor...

Anlatıyor.

"Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini
bekleriz.
Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir"

Peki bu
dünyada sevgi ne kadar var?

Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak
kadar...
Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.
Bu
minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor.

Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor.
Büyük
bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.
Hani
nerede?
Hepsi o...

Ve asıl çarpıcı cümle en sonda:

"Dünyadaki
en büyük kıtlık,
"Rağmen" türü sevginin
yeterince
olmayışıdır!.."

Masumi Toyotome

_________________
Ömür umuttan önce bitmeli...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AKEVLER[HACER]
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2365
Yaş : 59
Nerden : izmir
Reputation : 20
Kayıt tarihi : 09/02/10

MesajKonu: Geri: Sevgi Üzerine...   09.04.10 1:35

"Dünyadaki
en büyük kıtlık,
"Rağmen" türü sevginin
yeterince
olmayışıdır!.."

emegine saglık..

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sevgi Üzerine...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» SEVGİ Mİ ? VEFA MI ?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
RavzaGul.com :: SERBEST :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: